Alıntı (İP BİLGİLENDİRME VE BASIN BÜROSU) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alıntı (İP BİLGİLENDİRME VE BASIN BÜROSU) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2008 Perşembe

PLÂN ŞİMDİLİK YÜRÜYOR

Bu mesajı dikkat işaretle
M. B. Gültekin'in yazısı: "Plan şimdilik yürüyor"
17 Ekim 2008 Cuma, 1:37
Kimden:
"İP BİLGİLENDİRME VE BASIN BÜROSU" Göndereni Kişiler'e ekle
Kime:
Undisclosed-Recipient@yahoo.com
Mesaj ek içeriyor
Plan yürüyor O-O 081016.doc (35KB)
16 Ekim 2008


Olmak ya da Olmamak
Mehmet Bedri Gültekin

Plan şimdilik yürüyor

Aktütün Karakolu’na yapılan PKK baskınıyla ile neyin amaçlandığı, aradan geçen 15 günün ardından bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmış bulunuyor.

Yorumu sonraya bırakalım. Olgulara bakalım: Amerika Irak’ın Kuzeyi’nde bir “Kukla Devlet” kurdu ve Türkiye’nin bu “Kukla Devleti” tanımasını istedi.

Türkiye ise “Kukla Devleti” bugüne kadar tanımadı. Haklı olarak Amerika’nın Kukla Devlet ile ilgili hedefinin, bu oluşumu zamanla Türkiye’ye doğru genişletmek olduğunu düşündü.

Karakol baskınından sonra AKP Hükümeti, Irak Özel Temsilcisi Büyükelçi Murat Özçelik’i Bağdat’a gönderdi ve Mesut Barzani ile doğrudan görüştü.

Abdullah Gül ise yakında Irak’a gidecek ve Talabani ile görüşecek. Ondan sonra Erbil’e gideceği ve Barzani ile de buluşacağı söyleniyor.

Bu gelişme şu anlama gelmektedir: AKP Hükümeti Türkiye’nin “Kukla Devlet” ile ilgili çekincelerinden vazgeçmiştir. Amerika’nın bu konudaki dayatmasını kabul etmiştir.

HEDEF TSK

İkinci olgu, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı yürütülen akıl almaz karalama kampanyasıdır. “Taraf” gibi Amerika’nın “özel savaş” araçları,” Vakit” gibi dinci bağnazlığın sesleri, Fethullahçı basın yayın organları ile iktidar yandaşı medya koro halinde saldırıya geçtiler.

Amaç, halkın gözünde itibarı sıfırlanmış, eli kolu bağlanmış ve laik demokratik Cumhuriyet ile bağımsızlığı savunmak şeklindeki asli görevlerini yapamaz duruma düşürülmüş bir Ordu’dur.

Bu yöndeki fütursuzca tavırlar bilindiği üzere, en sonunda Genelkurmay Başkanı’nı; herkese “doğru yerde durma” çağrısını yaptığı açıklamasını yapmaya zorladı.

Ordu’ya yönelik bu karalama ve yıpratma kampanyasının bir benzerinin, Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından sadece İstanbul’da, Mütareke Basını tarafından yapıldığını belirtelim.

ÜNİTER DEVLETE VEDA

Aktütün baskını ile hedeflenen üçüncü amaç ise şimdiden dillendirilmeye başlandı. PKK ile masaya oturmak ve kapsamlı bir af ile dağdakilere silahları bıraktırmak!

“Af” ve “dağdakilere silah bıraktırmak!” Kulağa hoş geliyor. Politikada önemli olan araçlar değil, araçların kim tarafından ve hangi amaçla kullanıldığı önemlidir.

Mesele, Kürt asıllı vatandaşlarımızın demokratik hakları ile ilgili sorunların çözümü meselesi değildir. Son otuz yılın gelişmeleri içinde bilindiği üzere bu konudaki sorunlar esas olarak çözülmüş bulunmaktadır.

Ama tıpkı Irak’ta olduğu gibi Türkiye’nin etnik temelde ayrıştırılması, üniter devlet yapılanmasından vazgeçilmesi ve PKK’nın bu yeni yapılanma içinde yasallık kazanması.

Şimdi hedef budur. Ve Amerika Türkiye’ye işte böyle bir “barışı” kabul ettirmeye çalışıyor. “Af” bunun için dillendiriliyor.

İktidarın bu adımı atmaya da teşne olduğunu belirtelim.

ÜÇ İSRAİL

Bahsettiğimiz bütün bu olgular ve işaretler, yıllar öncesinden hazırlanan Amerikan Planı’nın yürüdüğünü gösteriyor.

2000’e Doğru Dergisi’nin daha 1988 yılında “ABD’nin Üç İsrail Planı” adıyla açıkladığı bu Amerikan Planı’nın; 1991 yılındaki Körfez Savaşı’ndan sonra adım adım hayata geçirilmesinde önemli yol alındı.

Bu “Plan” özetle şöyledir.

Birinci “İsrail”, bildiğimiz İsrail. Bu Devlet, Amerika’nın bölge hakimiyeti açısından vazgeçilmez. Bütün bir İslam Dünyası’nın ortasında ve bu Dünyanın düşmanlığını üstüne çekmiş olan İsrail, ancak Amerika ve Batı Dünyası’na dayanarak yaşayabilir.

Onun için varlığı ve devamı ancak emperyalist bir devlete kayıtsız şartsız boyun eğmeye bağlı olan “devlet”ler için, “İsrail” tanımlamasını kullanıyoruz.

Irak’ın Kuzeyinde kurulan “Kukla Devlet” ancak bir “İkinci İsrail” olabilir. Arap, Fars ve Türk Dünyasının düşmanlığı ile çevrili ve denize çıkışı olmayan bir “devlet”, başka türlü yaşayamaz.

Öte yandan Amerika “Birinci” ve “İkinci İsraillerin” var olabilmesi için Türkiye’de de; Kurtuluş Savaşı ve Kemalist Devrim ile köklü bir hesaplaşma sonucu kurulacak bir “mafya tarikat diktatörlüğü” gereklidir.

İşte bu da “Üçüncü İsrail”dir.

SÜRECE NOKTA KOYMAK

Yaşadığımız süreç “Üç İsrail”in gerçekleştirilme sürecidir. 1991 yılında “İkinci İsrail”in temeli atıldı.

1990’larda Türkiye’yi yöneten aymazların yardımıyla “Kukla Devlet” adım adım inşa edildi. Amerikan işgalinden sonra ise biti iyice kanlanan “İkinci İsrail”, Türkiye’ye kafa tutmaya başladı.

Artık sırtı sağlamdı.

AKP iktidarı döneminde ise “Üçüncü İsrail” hayata geçiriliyor. Ergenekon Operasyonu ile bu sürece, şimdi bir nokta konulmak isteniyor.

Sürece nokta konulmasının önündeki en büyük engel, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin direnişi ve geçen yıl Cumhuriyet mitingleri ile kendini ortaya koyan bağımsızlıkçı “dip dalgası” ve onun Siyasi Partisidir.

“Dip dalgası”nı aşmak için Ergenekon Operasyonu, TSK engelini aşmak için Ergenekon Operasyonu ile birlikte PKK sopası kullanılıyor.

Evet, Bu Plan AKP sayesinde bugüne kadar yürüdü.

Amerika’nın Dünya çapında kaybettiği koşullarda ise daha ne kadar yürüyecek, hep beraber göreceğiz.

mbgultekin@ip.org.tr

www.ip.org.tr

DOĞU PERİNÇEK'İN SOY KÜTÜĞÜ

Bu mesajı dikkat işaretle
APÇAĞA KÖYÜ DERNEĞİ'NİN KAMUOYUNA AÇIKLAMASI: DOĞU PERİNÇEK'İN SOY KÜTÜĞÜ
13 Ekim 2008 Pazartesi, 15:59
Kimden:
"İP BİLGİLENDİRME VE BASIN BÜROSU" Göndereni Kişiler'e ekle
Kime:
Undisclosed-Recipient@yahoo.com
APÇAĞA KÖYÜ GÜZELLEŞTİRME VE KALKINDIRMA DERNEĞİKAMUOYU AÇIKLAMASI

Zaman Gazetesi'nin 23.09.2008 tarihinde internet sitesi aracılığı ile yayınladığı "Perinçek'in 68 yıllık 'karanlık' macerası: Taşeron mu, provokatör mü, ajan mı?" başlıklı yazısında köyümüz, Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Apçağa köyü ile ilgili bir takım gerçeğe dayanmayan iddialara yer verilmiştir.Zaman Gazetesi'nin halen soruşturması devam eden Doğu Perinçek ile ilgili yaratmaya çalıştığı suni gündemin etik boyutu bir yana, köyümüzün adının ve köy halkımızın geçmişinin bu çatışmaya alet edilmesine kesinlikle izin veremeyiz. Basın ahlakını ayaklar altına alan bu girişim ayrıca tarihi belgelerle ilgili gösterdiği "seçici algı" ile de Zaman Gazetesi'nin şu anda anlamaya muvaffak olamadığımız bir takım amaçlar doğrultusunda hareket ettiğini kanıtlamaktadır.Zaman Gazetesi tarafından Osmanlı Dönemi'nden kalma adli kayıtlarda Türklerin karıştığı hiç bir adli vakanın olmadığı iddia edilmektedir. Bu gerçekdışı olmakla kalmayan, düpedüz mantıksız ve yalan bir açıklamadır. Zaman Gazetesi'nin haberine göre köyümüzün geçmişteki isimlerinin Ermenice olduğu da ayrıca tarihi gerçeklerin saptırılmasından ibarettir.Köyümüzün Müslümanlığı kabul edip izini kaybettiren Ermeni vatandaşlardan oluştuğu da ayrı bir yanlıştır. 1900'lü yılların başında 1000 hanesi bulunan köyümüz şu anda 300 haneden oluşmaktadır. 1915'ten önce köyümüzde barınan ve köyümüz dâhilinde bir Ermeni mahallesinde yaşayan Ermeni vatandaşlarımız zaman içerisinde kendi rızaları ile köyümüzden göç etmişlerdir. Türkiye Cumhuriyetinin RESMİ nüfus kayıtları incelenirse, köyümüzün, haberde adı geçen Doğu Perinçek'in Türk kökenli olduğu ve köyümüzde bir dönem yaşayan Ermeni azınlığın gerçek sayısı ve kökeni görülebilir.
Resmi kayıtlara göre köyümüzün bir "Ermeni köyü" olmadığı apaçık ortadadır. Köyümüzü ve ilçemizi Ermeni beldesi olarak tanıtmanın Zaman Gazetesi'nin apaçık taraflı gazetecilik anlayışının bir ürünü olduğunu anlamak kolay, ancak Zaman Gazetesi yazı ekibinin ve habercilerinin bu haberi yapmaktaki maksadının ne olduğunu anlamak da bir o kadar zordur.Köyümüzün geçmişini merak eden Zaman Gazetesi okurlarını resmi belgeleri incelemeye davet ediyoruz.
Eki: Doğu Perinçek'in soy kütüğü

DOĞU PERİNÇEK'İN DÖRT KOLDAN SOYAĞACI
1 - BABAMIN BABASI TARAFINDAN SOYUMUZ Babamın baba tarafından ataları, Rus Çarlığı'nın saldırıları üzerine 1790'lı yıllarda Karadeniz'e dökülen Kuban ırmağı boylarından başlarında büyük atamız Hasan Ağa olmak üzere, 13 aile olarak önce Erzurum-Kars arasında, sonra Erzincan Eğin (Kemaliye) Çit köyü civarında yerleşmişlerdir. 13 ailenin bir kısmı oralarda kalmış, yalnız Hasan Ağa'nın torunları Ahmet, Mehmet ve Hacı Yaşar Erzincan bölgesine gelmiş. Bunlardan Ahmet İliç ilçesine yerleşmiş ve Mehmet ile Hacı Yaşar, Eğin'in Eskiçit-Hinge köyü arasına yerleşmiş, sonra şimdiki Çit köyünü kurmuşlardır. Daha sonra Hacı Yaşar, 1850 öncesinde Eğin'in (Kemaliye) Apçağa köyüne yerleşmiştir. 1790'lı yıllarda Kuban bölgesi nüfusundan 600 bin insan eksiliyor. Bunların üçte ikisi, yani 400 bin civarında bir nüfus Anadolu'ya göç ediyor.(Alexandre Grigoriantz, Kafkasya Halkları, Yeni Bin Yıl Yayınları, Medya Ofset, tarihsiz, s. 33). Kuban ırmağı boylarında Türk olarak Türkmenler, Karaçaylar ve Nogaylar yaşıyor. Eğin'de yaşayan Türk nüfus içinde bir hayli Kafkas göçmeni var. Bu nüfus, Oğuz Türkçesi konuşuyor. Hasan Ağa soyundan gelenlerin dilleri de Türkmenlerin konuştuğu Türkçe. Hasan Ağa'nın torunu Hacı Yaşar'ın oğlu 1850 doğumlu Hacı Sadık'tır. Hacı Sadık'ın oğullarından Hacı Mahmut, Osmanlı'nın Mekke'deki son PTT Müdürü'dür. Onun kardeşi, büyükbabam Mehmet Cemal Perinçek, 1887-1964 yılları arasında yaşamıştır, PTT müdürüdür. Oğlu babam Sadık Perinçek, yargıçlık, Yargıtay Başsavcı Yardımcılığı ve 16 yıl Erzincan Milletvekilliği görevinde bulunmuştur. Ceza hukukçuları arasında yarım yüzyıldır başvuru kitabı olarak kullanılan kitapları vardır. Hasan Ağa'nın erkek soyundan gelen yüzlerce aile, bugün Türkiye'de Perinçek, Çitli, Kuban, Kopan gibi soyadlarıyla yaşıyorlar. Hepsinin isimleri, adresleri ve telefonları soyağacında bir bir yazılıdır. 2 - BABAMIN ANNESİ TARAFINDAN SOYUMUZ Babamın annesi tarafından soyumuz da aynı köyden, yani Eğin (Kemaliye) Apçağa köyündendir. Babaannem Rahime Behiye Perinçek'in babası Mustafa Efendi (Mustafa Yılmaz) dir. Onun babası Adıgüzel Ağa, Abdulhamit zamanında, Hicri 1304 (1888) yılında, Eğin'in ünlü Gemürgap kayasını yararak yolu açan taş ustasıdır ve adına destanlar yazılmıştır. Adıgüzel Ağa'nın babası Mehmet, Osmanlı-Rus savaşlarında şehit düşmüştür. 3 - ANNEMİN BABASI TARAFINDAN SOYUMUZ Annemin babası İbrahim Olcaytu, Malatya'nın Darende İlçesi Balaban (Gerimteri) köyündendir. Yıllarca öğretmenlik ve at sırtında ilköğretim müfettişliği yapmış, çok sayıda köy okulu inşa edilmesine önderlik etmiştir. Hayatı, folklor ve kültür araştırmaları üç cilt halinde yayımlanmıştır (Hayatım ve Şiirlerim, Folklor Defterleri 1907-1945 I ve II, Kalan Yayınları). Dedemin babası Hacıoğulları'ndan Köşker Bekir 1840-1916 yılları arasında yaşamıştır. Onun babası Hacıoğllurı'ndan İbrahim, 1782-1843 yılları arasında yaşamıştır. Onun babası Hacıoğulları'ndan Bekir, 1757-1827 arasında yaşamıştır. Onun babası aileye ismini veren, Hacı Mehmet, 1700'lü yıllarda yaşamıştır. Dedemin kardeşi Seyyit, İngiliz emperyalizmine karşı savaşta Yemen Cephesinde şehit olmuştur. Büyük amcamız Seyit beyin şehit olduğu 1915 yılında, babası Köşker Bekir'in dedem İbrahim Olcaytu'ya yazdığı mektup elimizdedir. Bu mektupta Köşker Bekir, askere giden oğlundan haber alamayışının acısını dile getirmektedir. Köşker Bekir'in bu mektubu bilgili bir insanın ölçülerini ve birikimini yansıtmaktadır. Annemin kardeşi, büyük dayım Orhan Olcaytu, banka memurluğu yapmıştır. Küçük dayım Turhan Olcaytu, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde Tümgeneral rütbesine yükselmiştir. Sicilinde komutanları, bana bizzat Korg. Faruk Güventür'ün belirttiğine göre, genelkurmay başkanı olabilecek yetenekleri bulunduğunu yazmışlardır. Annemin baba tarafı, yani Hacıoğulları sülalelesi, Oğuzların Barak aşiretindendir. İlginçtir, anne tarafımdan soyumuz da Kuban'dan gelmiştir. Dedem, ailesine soylarının Kuban Köprübaşı'ndan geldiğini söylermiş. Aşiret, önce 60 çadır olarak geldikleri Halep bölgesine yerleşmiş, sonra Gaziantep, Urfa Birecik, Malatya Darende ve Elbistan'a ve daha sonra da Tekirdağ yörelerine dağılmıştır. Konuştukları dil, Oğuz Türkçesidir. 4 - ANNEMİN ANNESİ TARAFINDAN SOYUMUZ Annemin Annesi Firuze Olcaytu, o zaman Elazığ'a, bugün Tunceli'ye bağlı olan Pertek kazasından Terzigil'den Ahmet Bey'in kızıdır. Aile Pertek'e Elazığ'dan gelmiştir. Aile Elazığ bölgesinde bulunduğu zaman "Kerrar Beyleri" olarak anılmaktadır. Anneannemin kardeşlerinden Abdurrahman bey, Kafkas cephesinde Osmanlı-Rus savaşlarında şehit olmuştur. Terzigil'den Ahmet'in babası Apturrahman Molla'dır. Apturrahman Molla'nın babası Hacı Terzi Yusuf'tur. Anneanemin kardeşleri Zeki Özcan ve Mustafa Özcan'dır. Anneanemin ailesinde çok sayıda subay bulunmaktadır. EŞİM ŞULE PERİNÇEK'İN SOYU Eşim Şule Perinçek (Zaloğlu), baba tarafından Kafkasya Dağıstan kökenli Zaloğlu'lardandır. Aile Kafkaslar'dan gelerek Trabzon'a yerleşmiştir. Eşimin anne tarafı Afyon Dinar'lıdır. Eşimin babası Dr. Ali Nihat Zaloğlu, annesi Şükran Zaloğlu'dur. Eşimin büyükbabası Yüzbaşı Vasfi Bey, Çanakkale savaşlarında 19 Mayıs 1915 günü şehit düşmüştür ve halen Çanakkale şehitliğinde yatmaktadır.
www.doguperincek.info